Bir tanım. Fare: Yaşadığınız ortama olan güveninizi birden sıfırlayıp çevrenize dair algınızı sorgulatan varlık.

Çoğumuz gibi ben de bir fareyi gördüğüm yeri bir daha kolay kolay unutmam. Balık pazarlarından uzak durur, mazgallara göz ucuyla bile bakmam. Büyük şehirlerin bütün kiri, pası, çamuru, çöpü sanki bu canlıda cisimleşmiştir. Bir arkeolojik kazıda, bir sonraki kazma darbesinin az ötesindeki yuvalarına doluşmuş kahverengi-beyaz yavru tarla farelerini alıp kafalarını okşayarak (evet, onlar da kedi gibiler, kafaları okşandığında gözlerini kapıyorlar) kasketimi onlara yuva yapmışlığım olsa da, sıçan korkusu bende patolojiktir.

bidi-feridun-oral-detay

Küçük Fare Bidi kitabından detay – Resimleyen: Feridun Oral – YKY

Çocuk kitaplarının birçoğunda boy gösteren bu küçük canlılar, insanoğlu ve insan kızının işte bu zayıflığını iyi biliyorlar. Kolay tesir altında kaldığımızı, fikirlerimizi çabuk değiştirdiğimizi ve bilincimizin savunmasız olduğunu çözmüşler. Kafamızın karışık olmasından faydalanarak evimizdeki kitapların yarısını istila etmiş durumdalar. 

Neredeyse bir kıtayı yok ederek 75 milyon kişiyi öldüren Veba salgınının günah keçileri olan bu küçük yaratıklar çocuk kitaplarında niye irili ufaklı rollerde bu kadar sık karşımıza çıkıyor olabilir ki? Yoksa mağara çağındaki atalarımızdan kalma korkularımızın üzerine en iyi bu şekilde gidileceğini düşünen birtakım yazar/çizer güruhu mu var? Belki de bu küçük yaratıkların iadei itibarları için bilinçaltımıza fare dostlarla ilgili mesajları itekleyen bir ortak akıl söz konusudur? Belki de hiçbiri değildir, farelerin sadece sevilmeye ihtiyaçları vardır ve tüm önyargıların sıfırlandığı çocuk zihni onlar için en doğru yerdir. Bilemiyorum.

neseli-orkestra-2Bunları yazarken, elinde batonuyla dev bir orkestrayı yöneten fareye bakıyorum. (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan bu müzikli kitap çok eve girmiş olsa gerek.) Görülmeye değer bir sahne. Burada da bir “şef” olarak karşıma çıkmasında benim için artık şaşırılacak bir yan yok. Doğum günü mumu üfleyen, yılbaşı ağacı süsleyen, üç boyutlu bir çiftlik evinin tüm köşelerine yuvalanan, hatta bir aslana haddini bildiren bu istilacı yaratıklar, kendilerine bu fırsatı tanıyan kitap sayfalarına ne kadar teşekkür etseler az.

Squeak isimli çocuk şovunda tiktak saatinin içinde yaşayan üç dev sıçanın, sıçan olduğunu kabul etmeyip, onların bir ayı olduğunu iddia eden anneciğime hâlâ gülüyorum. O heybetli kuyrukları nasıl görmemiş olabilirdi? Kafasındaki koruma mekanizması hayranlık uyandırıcıydı. İki yaşındaki oğlumun “ciyyykk” sesi çıkaran o düğmeye basmadaki ısrarı da çemberi tamamlıyor. Mö sesine katlanamıyor, maymun sesinden korkuyor, ama fare sesinde eğlenceli bir tını buluyor.

squeak

Farelerin başrolde olduğu kitapların (yetişkin kitapları dahil) koleksiyonunu yapmaya soyunacak kişileri hakikaten derya deniz bir dünya bekliyor. Başlangıcı 1999’da Nobel Edebiyat Ödülünü alan Günter Grass’ın Dişi Fare kitabıyla yapabilirler. Büyük şehirlerde yaşayanların farelere ortalama 20 santim mesafede yaşadığının bir hatırlatıcısı olma işlevi de görecek koleksiyonlarıyla epey tuhaf görünecekleri muhakkak.

Yazan: Mutlu