Pekindeki evimizde

Kızım Esin, sekiz buçuk yaşında, üçüncü sınıfa gidiyor, okumayı seviyor. Burada okuma konusunda yaşadıklarımızın bazılarını sizlerle paylaşmak isterim.

Nasıl başladık?
Oyuncak olarak kitap

Kızım bir kaç aylıkken bütün Çinli anneler gibi ben de çocuk zeka gelişimine merak saldım. 🙂 O yüzden sağdan soldan birşeyler okudum. Okuduklarımın arasında şöyle görüşler vardı; çocuk parmaklarını hareket ettirirse zekası gelişir, ayrıca her gün 5 dakika kitap sayfalarını çevirerek çocuklara okuma alışkanlığı kazandırılabilir. Bu fikirler dikkatimi çekmişti ve biz de öyle başladık. O zamanlar evimizde kızım için sadece Çince karakterleri öğretmek için kullanılan az sayıda kalın karton yapraklı bir kitap vardı. Bu kitaba her gün birlikte bakardık. Bir oyuncak gibi oynardık kitapla. Mesela bisküvi resmi varsa, elimle onları alıp Esin’e veriyormuş gibi yapardım. Bazen de Esin’den bisküvi isterdim.

Sanırım parmak çalışmalarımızdan dolayı Esin erkenden kitap sayfalarını çevirebilmeye başladı. Oyuncaklarının arasına karışmış bir mobilya firmasının kataloğu bir ara Esin’in en sevdiği kitap olmuştu. Sanırım Esin o kataloğu oyuncak gibi algıladı. 🙂 Her gün onun sayfalarını çevirir, ona bakar, bazen de çizerdi.
Esin 2 yaşına geldikten sonra her akşam masal veya hikaye ile uyurdu.

Nasıl devam ettik?
Kitap okuma konusunda 3 dönüm noktası

1 – TÜBİTAK kitapları ve dergileri
Esin ilk olarak TÜBİTAK’ın Erken Çocukluk Kitaplığı serisi, Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergileri ile tanıştı. Bunların içinde kaliteli resimler ve kısa bilgi yazıları var. Esin Bilim Çocuk dergisini hala takip ediyor.

Pekin'deki çocuk kütüphanesinde

Pekin’deki çocuk kütüphanesinde

2 – Çocuk kütüphanesi ile tanıştık
Esin’i 6 yaşındayken düzenli olarak hergün en az 1 saat çocuk kütüphanesine götürdüm. O sıralar Pekin’de yaşıyorduk ve oturduğumuz çevrede çok sayıda çocuk kütüphanesi vardı. Gittiğimiz kütüphanedeki kitaplar 0-7 yaş çocuklara uygun resimli kitaplardı. Esin Çince’yi okuyamasa da resimlerine bakarak sevdiği kitabı kendi seçer, bana getirip okumamı isterdi. O sıralar kitap denizi içinde gibiydi, tabii ben de. Esin günde 1 saat bazen 2 saat başını hiç kaldırmadan kitaplara bakardı. Sanırım bunu kütüphanenin kitap seçimine borçluyuz.

3 – Çocuk edebiyatına geçtik
Çinli bir çocuk edebiyatı uzmanı şöyle diyor “Edebiyat çok zengindir, çeşitlidir. Ancak bu eserleri başarılı olanlar ve derinliği olmayanlar diye ayırabiliriz. İnsan 300 yaşına kadar yaşayabilse ve çok fazla zamanı olsa bile, yine de başarılı kitapları okuyup derinliği olmayanları reddetmesi için geçerli sebepler vardır”. Esin okumayı öğrendikten sonra ben de çocuk edebiyatı konusunda çalışmaya başlamıştım. Türkçeye çevrilmiş dünyaca ünlü eserler oldukça fazla. Esin’e bu tür kitaplar almaya çalışıyorum. O da severek okuyor.

Bu arada bence günümüzde çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için bir de televizyonla, bilgisayarla, telefonlarla savaşmak gerekiyor. Bu yüzden ben evde daha az televizyon seyredilmesi için eşimle epeyce savaştım. Ama artık eşim de daha çok kitap okuyor.:) Okuma alışkanlığı kazanabilmesi için çocuğa mutlaka örnek olmak gerekiyor. Aile de gerçekten severek okumalı.
Düşünsenize anne bir tarafta kitap okurken, baba diğer tarafta ders notu hazırlarken kızları ne yapabilir ki?

Yazan: Şin